internationalstudentsemposium
internationalstudentsemposium
internationalstudentsemposium
internationalstudentsemposium
internationalstudentsemposium

‘AK Parti ile aya bile çıkabilirdik’

Yazar Emine Şenlikoğlu ile mülâkat 

Takdim: “Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar” kitabıyla tanıdık biz onu. İnsanların, yazdığı kitaplardan dolayı hapis yattığı dönemlerdi. Şimdiki gençler pek bilmez. Şenlikoğlu da bu kitabından dolayı hapis yattı. Fakat mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadı. “Kadınların Kaleminden, Kadın Erkek Herkes İçin” sloganıyla çıkan Mektup Dergisi’nin İslami camiadaki yeri ise tartışılamaz. Hepimiz o derginin satırlarını yutarak büyüdük. Hele de ekranlarda hiçbir başörtülü göremezken, Şenlikoğlu’nun çarşafıyla ekranlara çıkmasını hangimiz unutabilir ki? 90’lardan söz ediyorum. 28 Şubat’ın üzerimizden silindir gibi geçtiği dönemden. Emine Şenlikoğlu ile o günlere dair pişmanlıklarını, geleceğe dair ümitlerini ve günümüze dair analizlerini içeren bir sohbet yaptık. 

Sevda Dursun

————————————————————————————————————————————————————————————————————————————

Gençliğimizde sizin mücadelenizle büyüyen bizler, şu anda neler yaptığınızı merak ediyoruz. Heybenizde neler var?
O kadar çok iş yapıyorum ki, hangi birini anlatayım. Bir taraftan dizi taslağı hazırlıyorum. Bir taraftan 5 yıldan beri elimde olup bir türlü bitiremediğim kitaplarım var. ‘Fikrin Serisi’ diye altı adet kitaptan oluşan bir seri hazırlıyorum. Zannediyorum en güzel romanlarım bunlar olacak. Yaş ilerledikçe roman daha da güzelleşir diye bir şey duymuştum, gerçekten de öyle. Ömrümün sonuna yaklaştım diyorum, ne yaparsam kârdır diye düşünüyorum. Çok çalışıyorum yani.

emine‘Fikrin Serisi’, romanlardan mı oluşuyor?
Bir tanesi roman değil sadece. Turan Dursun ve İlhan Arsel’in attığı iftiralara, hakaretlere cevaben yazılmış, “Çağlar Üstü İslam Bu”, diye bir kitap. Zannediyorum bu kitap çok faydalı olacak gençlere. Şimdiye kadar İslam hakkında bildiğimiz yanlışların doğrusunu anlatıyorum. Mesela Âdem ile Havva’nın çocukları, kardeşler birbirleriyle evlendi biliyorduk. Kardeş olmadıklarını öğrendik. Buna benzer çok yanlışlar var.

Mektup Dergisi, çıktığı andan itibaren bizim camiada en çok ilgi gören dergiydi. Muadili yoktu zaten. Hâlâ devam ediyor mu?
Mektup Dergisi 21 yıl aralıksız devam ettikten sonra, bir süre ara verdi. Fakat o ara verdiği zamanlarda, 7 tane özel baskı yaptık. Sekizincisi de yolda. Sizin aracılığınızla gecikme için de özür dilemiş olayım. Bu sayıdan sonra, Mektup Dergisi yeniden çıkacak ve çıkışı muhteşem olacak.

Yine kadınlar mı yazacak Mektup Dergisi’nde? Nasıl bir dergi olacak?
Yüreği kendinden büyük olan kadınlar yazacak inşaallah. İlmi olan, hayat tarzı düzgün olan, nerde, ne zaman, ne yapacağını bilen kişiler olacak. Bizim çağımıza lazım insan bu bence. İnsan yetiştiren bir dergi olacak. Ben hep insana yönelik yazıyorum zaten. İnsan kendini tanımıyor çünkü.

‘Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar’ kitabını yazdığınız günkü heyecanınızı hâlâ koruyor musunuz?
Hiç yitirmedim. Kendi kendime ben de şaşırıyorum. Bazen heyecanını ve umudunu kaybetmiş arkadaşları görüyorum. Benim için en büyük ölüm, umudun kaybolmasıdır. Hiçbir zaman umudumu kaybetmedim. Yalnız, Rabbul Alemin beni sıhhatli yaşatmadı. Hep hastalıklarla uğraştım. Ama 50 yaşından sonra hastalıklarım da azaldı. Allah’a şükürler olsun, en büyük sermayem umudum, heyecanım, samimiyetim…

Siyasete girmeyi hiç düşünmediniz mi?
Son zamanlarda düşündüm biraz. Bazı sebeplerim vardı. Müracaat falan etmedim. Şu anda düşünmüyorum, ama düşünmeyeceğim anlamına da gelmez. Olaylara bağlı. İnsan nedir, olaylar bilir!

Bu sizin sözünüz mü?
Benim tespitim, evet. Hiç kimsenin “şu insan şöyledir” denmesine bakmam ben. Olaylara bakarım. Olaylar değiştirir ve geliştirir insanı. Ya da olaylar geri bırakır. Mesela çok aktif bir erkek, aldığı hanımla pasif olduğu gibi, çok aktif bir kadın da aldığı erkekle pasifleşebiliyor. Neden? Olaylar biliyor çünkü.

Gençlere kendilerini yetiştirmeleri anlamında neler önerebilirsiniz?
Gençlerin kendini yetiştirme meraklısı olabilmesi için, kendini yetiştirmiş büyüklerin, güzel örnek olması gerekiyor. Yani genç, kendindeki eksiğin farkına vardırılmalı. Gençliğin durumunu fark eden, kendini fark eden, toplum önderleri olan insanlar bunu fark ettirmeli. Öğretmenler, imamlar, vaizler, özelde anne-babalar bile toplum önderleridir.

İmamlar falan pek eğlenceli gelmiyor gençlere. Kendilerini nasıl dikkate aldıracak bu önderler?
Gençliğin nabzını bilerek konuşan imamları çok kişi dinliyor. İmam da dikkat etsin biraz. Ne yapması gerekiyorsa onu öğrensin. Arada fıkralar anlatsın falan. Nasrettin Hoca bir vaaz verirmiş, insanları gülmekten kırdırırmış, ama o güldürdüğü şeyden insanlar çok şey öğrenirmiş.

Televizyonlara ilk çıktığınızda sizin de sert bir imajınız vardı. Niye bu kadar sert görünüyorsunuz?
Ben televizyonlara çıktığımda, çok toyluk yaptım. Televizyona çıkanlar, türbinlere oynamasını biliyorlarmış. Ben bilmiyordum. İçimdeki neyse, dışımdaki oydu. Hile bilmem, hurda bilmem, rol yapmayı bilmem. Aslında bilmek gerekiyormuş. Programa çıkmadan önce, şiddetle tartışıyorduk. Beni sinir ediyorlardı. Ben o sinirle ekrana çıkıyordum. Meğer bu bir oyunmuş. Ben bunu yıllar sonra fark ettim. İnsanları kendim gibi dürüst zannettim, ama maalesef öyle değilmiş. Ne hileler döndü. Mesela ben gülümseyerek konuştuğum bir programda, hatta sohbet ederken fıkralar da anlatmıştım. O fıkraları kesmişler, gülümsediğim yerleri de kesmişler, canlı yayın diye verdiler.

O zamanlar ekranlarda bir tane bile başörtülü yokken, siz çarşafla ekranlara çıkıyordunuz. Bunun olumsuzluklarını yaşadınız mı?
Türkiye’de televizyonlara ilk kez örtülü olarak çıkan benim. İlk olduğu için darbesini yiyen de ben oldum. Çok çok hakaretler de yedim, çok çok övgüler de gördüm.

O zamanlar, şimdi olsaydı yapmazdım dediğiniz bir şey var mı?
Var tabii ki, kesinlikle böyle bir üslupta çıkmazdım. Sert olmak gerektiği zaman oluyor, ama program boyu sert olmazdım.

Şimdiki gençlerden ümitli misiniz peki?
Evet, bozulmuş gençler çok var, ama gençliği daha iyi görüyorum şimdi. Geçmişte gençler tartışmazdı, pek düşünmezdi. “Dinin şu konusu niye böyle?” diye sorgulayan pek yoktu. Aslında gizli ateist doluydu geçmişte. Şimdi ateisti de meydanda, dindarı da meydanda. Bana sanki daha iyi gibi geliyor. Biraz ters bir şey söylüyorum galiba.

Eskiden gençliğin ideolojik olduğu söylenir hep. İdeolojik olmaları düşünmelerini gerektirmiyor muydu?
Size bir şey söyleyeyim mi, ideolojik heyecanla, iman heyecanı aynı şey değil. Biz ideolojik heyecanı iman zannediyoruz. İman olsaydı, biter miydi? Bitmezdi. İman heyecanını ben çok seviyorum. Çünkü birine küstüğü zaman durmaz. Lider gittiği zaman o heyecan bitmez. Birilerine bağlı değildir çalışması, hep Allah’a bağlıdır. İdeoloji hâlâ var, ama heyecanını kaybetti. Şimdi en heyecanlı, en istekli çalışanlar teröristler ne yazık ki!

Neden teröristler?
Çünkü kin ve nefret onlara motivasyon veriyor. Kin ve nefretin verdiği enerji dozajı çok yüksektir. Onun için derler ya, gençliği elinde tutmak istiyorsan, mutlaka ona nefret vereceksin. Bunu yapan grupları görüyoruz. Gençlerine verdikleri hiçbir şey yok, sadece kendilerinden olmayana kin ve nefret pompalıyorlar.

Kin ve nefretten söz açılmışken, ülkemizdeki siyasi atmosferi nasıl yorumluyorsunuz?
Çok vefasızlık var bence. Geçen gün CHP lideri “bütün komşularımızla kavgalıyız” diyor. Bir zamanlar barışıktık hepsiyle, neden demedin “bütün komşularımızla barışığız” diye. Çünkü bizde güzeli görmek yok. Uzaya uydu gönderdik, insansız uçak yaptık, kendi tankımızı yaptık, halkımızın bunlardan haberi yok. Bu ülkede Türksat televizyonu var. Kaç kişi biliyor? Çok acı bir vefasızlık bu.

Yapılan işleri anlatamamaktan dolayı mı yoksa vefasızlıktan dolayı mı kaynaklanıyor bunları bilmemek?
Bence ikisi de var. Ben bu konuda AK Parti’yi eleştirdim. Hem medyayı doğru düzgün takip etmeyen halk suçlu, hem de halka güzelce bildirmeyen AK Parti. Muhalefetin hiç suçu yok mu? Muhalefet de bir teşekkür etsin. “Rezil olmuştuk, bir milyonumuz bir çuval para ediyordu, sıfırları kaldırdınız, elinize sağlık, tebrik ederiz” desin. Hem insanların saygısı da güveni de artar. Bütün bunlar, iktidardakiler ve muhalefettekiler mesajlarını düzgün bir şekilde verirlerse olur.

1 Kasım seçim sonuçları ne olur sizce?
Tabii ki birinci parti AK Parti, onda kimsenin şüphesi yok. İftiralar olmasa, neler neler olacak bu ülkede. Aya bile çıkardık bu AK Parti’yle. Ama AK Parti’nin kıymetini bilmeyenler, iktidarda da olsa devamlı yoruyorlar. AK Parti faydalı bir iş yapsın istemeyenler çok var.

Şimdiye kadar bir sürü şey yaptınız, kitabınız için hapse bile girdiniz. Yapmak isteyip de yapamadığınız, içinizde ukde kalan bir şey var mı?
Dizi yapmak istiyorum. Medyayı ele geçirenler, gençliği de ele geçirir. Bana imkân verilsin, bütün televizyonlardaki dizilerin trajını geride bırakmazsam, hiçbir şey bilmiyorum. Gençliğin nabzını bilen bir insanım. Seyyar bir de kütüphane düşünüyorum. Basit bir şey gibi görünüyor, ama emek verip yapamadım daha.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir